test
x

Osmangazi’de Sözlü Tarih Masaya Yatırıldı

  Yazı Boyutu - 14 +

Belediyemiz tarafından düzenlenen Kültür ve Tarih Konferansları’nın konuğu olan Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi Zeynep Oktay Uslu, MİT, destan, masal ve sözlü kültürün tarihsel süreci ve birbiriyle olan ilişkisi üzerine bir sunum yaptı. Uslu, “MİT’ler, yazının olmadığı, kabile düzeni dönemlerinde üretilmiş ve kutsal sayılan en eski anlatılardır” dedi. 

Ördekli Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa Belediye Başkanı Yardımcımız Erkan Albaıyrak, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Kenan Kır ile çok sayıda davetli ve öğrenciler katıldı. Yazının bulunmadığı ilk çağlardaki yaşam ve kültürlerin, günümüze kadar uzanan sürecini ve tarihi evrelerini anlatan bir sunum gerçekleştiren Boğaziçi Üniversite Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi Zeynep Oktay Uslu, “Henüz yazının bilinip keşfedilmediği, yada toplumda yer etmediği dönemlerde toplumlar, sözlü kültürden besleniyordu. Sözlü kültür, bilginin insan hafızana kotlanıp taşındığı, nesilden nesile aktarıldığı bir araçtır. Bilgi, yazı ile kayıt altına geçmediğinden, korunup nesilden nesile aktarımı da farklı yöntemlerle yapılıyordu. Bu gün Sözlü Kültür, MİT, Destan ve Masal diye bildiğimiz bu eserler, aynı zamanda birer edebi türdür” dedi.

 

‘MİT’ler Tarihteki En Eski Anlatılardır”

 

İnsanoğlunun yazıyı keşfetmeden önce toplum düzeni oluşturmak için, kendi içinde bir takım yöntemler geliştirdiğine işaret eden Zeynep Oktay Uslu, “Bunların en başında gelen MİT’ler, insanoğlunun tarihte ürettiği en eski anlatılardır. Kutsal öykü ve anlatılar, aynı zamanda toplum düzenini oluşturan kanun niteliği de taşıyorlar. İnsanın kainatla, toplum düzeniyle kurduğu ilişkiyi bir şekilde örgütlüyorlardı. Bunu yaparken de, doğa üstü varlıkların, ya da atalarının bu doğa üstü varlıklarla olan mücadelelerinde sergiledikleri kahramanlıklarını ritüel eşliğinde alatırlar, onlara tanrısallık katarlardı. Yani, MİT’ler birer kabile inancı diyebiliriz. Bu anlatılar, genellikle ritüellerle desteklenir. Göktürklerin Türeyiş’i, Kurt ve Türklerin öyküsü, tarihte bilinen en önemli MİT’lerdir” dedi.

 

Günümüzde modern insanın, kendisini tarihin tamamını bilmek zorunda hissetmediğini ancak, tarih öncesi insanların, MİT’leri yaşamıyla buluşturup özdeşleştirdiği için onu bilmek zorunda hissettiğini belirten Uslu, “Arkeik, kabile toplumu düzenine sahip toplumlarda MİT’ler çok önemli ve toplumda yaşaması da bir anlam taşıyor. Destan ise MİT’ten daha sonra gelişim evresi gösteren, dünya tirihinin en uzun soluklu edebiyat türü. Türklerle ilgili bilinen en güncel destan, Oğuz Kağan Destanıdır. İnsanlar destanlarda, aynı zamanda o topluluğun kültürünü, kurallarını, yaşanabilirliğini öğreniyorlardı. Ort Asya Türk destanları, bu yönden dünya destanları arasında çok çok önemli bir yere sahip” diye konuştu.

 

Yazının olmadığı, sözlü kültürün kullanılıdğı dönemlerde insanların bilgi sahibi olmak için anlatıcıyla aynı mekanda buluştuğunu, bu sebeple bir ortaklık, bir topluluk duygusunun da oluştuğuna dikkat çeken Uslu, masalın ise ağırlıklı olarak kadınlarla çocuklar arasındaki iletişimi sağlayan, çocuklarda ilk soyut düşünceyi öne çıkaran unsurdur” diye konuştu.

 

Osmangazi Belediyesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

E-Bülten Aboneliği
E-Mail Adresiniz :